Mahlas

Şaibeli dilimden muvaffak mürekkebe ilk zaruri sesleniş satırlarımı yazıyorum.

Penceremin karanlığa bu denli açık oluşu hayli hayret verici yahut gözlerimi kaybediyorum. Ne serçelerin melodisi, ne rüzgarın uğultusu ne de güneşin kırık göçük sarılığı odamı saracak kadar samimi değil bana. Evime misafir aldığım doğru; baharın da güzün de yatacak yeri var hanemde ama misafirlerin hırsız olmasına tahammülüm kalmadı artık. Baharın çaldığı umutlar güzün çaldığı sevinçleri kamçılıyor sanki. Dolabımda beslenebileceğim tek bir duygu dahi kalmadı. Öfkemi de aç kalmamak için henüz tükettim. Nefesim kokuyor efsürde kalmaktan, yanılmaktan. Tükenmekteyim…

Yanılıyor muyum gökyüzü? Bu açlık tıka basa doyacak mideyi ana yemeğe hazırlamak için mi yoksa? Zira bu ihtimalin fişine bağlı yaşıyorum. Umarım gökyüzü, umarım yanılıyorumdur…